Bir sa’etten beri atebede oturuk, beş karış suratnan bırbırlano.
Kal neymiş, çok asebi olukmuşum. Herşiye huylanomuşum. Sölediği herşi batomuş beğe. Batar helbet. Sebbehleyin havuşta badılcan doğruyodum.
Canım mualle çeko. Neymiş, ortalığı killedomuşum; her yer behtil olomuş. Yok azze. Zibillerini bile tenekeye doldurom halbise. Şindi kene bütün ayyiplerini sölecim kalana. Tuvarın köşesinden ankebitler sallano; tozak süpürgesinden alsenen keni! Erinomuş. Bellaanın kinarında bezzakkeler gezo. Havuşta cardınlar birbirini kuvalıyo. Matbahı temizle dersin, ca’ciller bırakır. Sorsan kene, işi çok. Sankilem her dakke kapkap kayyişliyo. Kendi bes Haffe kadına getsin! Ne vahıt eve gelsem, bir bakom, Meyremcikten barabar Haffe kadında. Allahıma şo avrada da singir olom ha! Hiç semmem zatana keni. Baez kere zokmağın başında raslıyom kene, bir cake bir cake; bellersin Müşvük Paşa’nın torunu. Bayaktan Ammi Hörşüt’ün kassap dükkeninde görüktüm keni. Bir bahtek bahtek konuşmalar, bir ha ha, bir ki ki! Kele nolo bunca. İki habbe ağır olucun. Bir de gözel olucum deyin kat kat kırmizilik sürük yüzüne, kaşmer kimi oluk. Bizim avrat ta ölo bundan haket edim diye. Dinime diyom, bir gün çok böyük yimin edicim, dışarlığa çıkartmacım bir daha keni.
Amman yoho. Suradını eyersen ey. Albili. Ne çalkanıcım. Yok babaaa; bu avrat kısmisine akil ermez. Kağım, çarşıya enim. Evde eşki bitik, zeyt bitik. Bir maelle bişirek dedik, Allahıma püşman yidirdi beğe.
Konduramı geydim. Çekedimi askılıktan almak üçün yekinince gözlerim karaktı ki, Allaaah. Az kalsın yüzün kuyun düşodum valla. Dinime, bu avradın yüzünden farıç geçiricim bir gün. Tam kapıdan çıkom, baktım ardımdan çığıro: “Hösün nere gidon?” “Kuzzulkurt; çarşıya gidom” dedim. “Evde zahre bitik. Bari şo aliminyon tinyanı yake de, yimeği onda bişirek.”
Zokağa çıktım. Abov! Zibilcinin eşşeği angırtıdan ortalığı velveleye vero. Baktım, Kel Abbuş’un dölleri hayvana dahnekten vurolar. “Bre akrütler” dedim. “Niye oğraşonuz hayvandan? Şindi antızlarsa sizi ne yapıcınız?”
Bürkenin yanından geçerken, iki damla su içim dedim. Birden bir apçirti koptu. Sankilem Anteke endi kağdı. Ardımı döndüm, Fatma amti güneşe oturuk, apçiro. “Yoho Fatma amti” dedim. “Nanca yeğin apçirdin bele?” Fatma amti sekkizen yaşında. Ellağlem hastalanık. Ozbanta kimin bir oğlu var amma heyirsizin önüsıra gideni. Yazzık. Gelişken ezahanaya oğrayım da elaç alım kene hatte. Beni az böyyütmeyik ma’atter.
Çarşıya vardım; gettim Abdulla Cücü’nün dükkenine. Biraz eynat amma herşimi kenden alırım. Bıldır, hiç unutmam, alatirikler gidikti. Ğaz lombası üçün ğazyağı alıcıdım. Teneke götürmeyiğim diye beğe öndünç teneke vermeyik, beni eve kader geri yoruktu. “Nar eşkisinin şişesi nanca oluk” dedim “3 Lera” dedi. “De heydi sen de yoho, cip ediksin kalan” dedim. “Aklini mi yitiriksin. Eşki 3 Lera olur mu? Beni mi çarpıcın? Ayyip deyil mi seğe?” Halbise bilom 3 Lera olduğunu. Antekeliyik tamana, ille bazallık edicik. Baktım bir kulaklı fehli incir var dezgahda. Acep yumuşak mı deyi elleyim dedim. Amanın! “Ancikleme kenleri” diye bir huylandı. Höstüm. Bu eynattan baş edemecim gine ellağlem. Bir kanne zeyt, bir kanne de eşki aldım. Nanca dedise de verdim parasını, “heydi Allah satı bazar versin” dedim, yörüdüm gettim.
Hava da ne kader sıcak böğün. Bu İplik Bazarı’nın yokuşu da öldürücü beni. Kehliye kehliye, arada iki habbe diğnene diğnene eve vardım. Viliy. Fatma amtiye elac alıcıdım hanı? Allah ne deyim seğe. Unuttum eyyi mi? Neyse. Hele şo mualleyi bir yapıp yiyim, soğna gider alırım kene.
Heydi doeler…
HATAY KÜLTÜR VE KEŞİF DERGİSİ, MAYIS 2013
Yazı: Mehmet TANRIVERDİ
