Mete Aslan’dan Basın açıklaması

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Adı hem CHP hemde MHP Büyükşehir adaylığı için geçen İskenderun eski Belediye Başkanı Mete Aslan Hakkındaki suçlamalar için bir basın açıklaması yaptı Deneyimli siyasetçi ayrıca talebi olmadan AKP dışında partilerden gelen tekliflerin kendisi için “onur verici” olduğunu söyledi.

“Geçmiş dönem İskenderun Belediye Başkanı Mete Aslan, Son günlerde, Cumhuriyet Gazetesi kaynaklı çıkan haberlerde şahsını hedef alan suçlamalarda bulunulduğundan kamuoyunu aydınlatma ihtiyacı duyduğu için bir basın açıklaması yaptı.

Mete Aslan yaptığı açıklamada, 15 yıl aralıksız belediye başkanlığı yaptığı İskenderun’da hiçbir ayrımcı anlayış içine girmediğini ifade ederek, “Son günlerde, Cumhuriyet Gazetesi kaynaklı çıkan haberlerde şahsımı hedef alan suçlamalarda bulunulduğundan kamuoyunu aydınlatma ihtiyacı hissetmiş bulunmaktayım. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Belediye Başkanlığı görevini aralıksız 15 yıl yaptığım İskenderun ilçesinde hiçbir ayrımcı anlayış içerisine girmedim. Aslen Hatay’ın Samandağ ilçesi doğumlu olduğumdan ve Hatay’da tüm medeniyetler ile din ve mezhep kardeşliği terbiyesi alındığından, bir ayrımcılığa girdiğimin iddia edilmesi Hatay’lı lıkla bağdaşmaz. Kaldı ki Alevisi, Sünnisi ile Katoliki, Ortodoksu, Protestanı ile, Ermenisi, Kürdü ile Türkü ve Arabı ile tüm İskenderun halkı beni 3 dönem üst üste İskenderun Belediye Başkanlığı makamına taşımıştır. Yine şunu söylemem gerekir ki, bugün Hatay’da yaşayan tüm vatandaşlar kendi şehirleri için her zaman İskenderun’u örnek görmüşler ve İskenderun’ da 15 yıl belediye başkanlığını yapmış Mete Aslan gibi birisinin belediye başkanları olmasını istemişlerdir. Böyle olmasına rağmen ben, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aday Adaylığı için CHP Genel merkezine müracaat etmedim.

Ancak CHP içinde benim büyük şehir adayı olmam için gönül veren sevgili dostlarım da bulunmaktadır. İnsanların gönüllerine girmeyi zorla yapamadığınız gibi gönüllerinden çıkmayı da zorla yapamazsınız. Nitekim Cumhuriyet gazetesi kaynaklı haberlerdeki “CHP İskenderun İlçe Örgütündeki bir takım isimlerin, şahsıma ve adıma karşı gönül dışı davranış içinde olmaları, CHP Genel Merkezine iletişim yolları ile veya bizzat ulaşıp, beni aday olarak görmek istemediklerini belirtmeleri en güzel demokratik bir hareket olup, zorla gönüllerine girmem de söz konusu olamaz. Ancak şu hususu da belirtmem gerekir ki, 1994 yılında yaklaşık 30 yıllık CHP belediye başkanından devir aldığım İskenderun Belediye Başkanlığı görevimde, liyakat kurallarına dikkat ederek ve partizanlık yapmadan kadrolarda devamlılık sağladım. Bunun en basit örneği de CHP den devir aldığım Belediye Başkanlığının tüm Müdür kadroları benden önceki Başkanlar tarafından atanmış olmasına rağmen 15 yıl bu arkadaşlarımla devam ettim.

Bahsettiğim gibi liyakat esasına dayanan bu süreçte hak etmeyen oldu ise onların da gözünün yaşına bakmadım. Bu bana milletin bir emaneti olup Şehr-i Eminlik görevime asla ihanet etmedim, ettirmedim. Yine Cumhuriyet Gazetesi kaynaklı haberde bana atfen söylendiğini iddia ettikleri “alevi başkanın kıydığı nikah geçerli mi?” tümcesi tarafıma ait bir söylem değildir. Bırakın nikah kıymayı Hatay’daki tüm Alevi dostlarım, kendi düğünlerinde gelinin veya damadın nikah şahidi olmam için bir çok istekte bulunmuşlar ve zaman müsaitliği çerçevesinde bu şahitlikleri yapmışımdır. Bunun ispatı da Hatay’daki bir çok Belediyenin kayıtlarında saklıdır” dedi.

Mete Aslan açıklamasına şöyle devam etti; “Cumhuriyet Gazetesi kaynaklı haberde, benim dönemimde 2 gazetecinin bıçaklandığı, CHP ilçe başkanının yumruklu saldırıya uğradığı, SHP ilçe Başkanlığının kurşunlandığı yönünde ve benim yaptığım veya yaptırdığım imasına gelecek yorum bulunmaktadır. Bütün bunların bana mal edilmesi bu hususta hakkımda şikayetçi olması, şikayet neticesinde soruşturma açılması, soruşturma neticesinde ceza davası açılması ve ceza davası neticesinde bu suçlardan mahkum olmamı gerektirir. Ancak bırakın usulü son mahkumiyet kararını hakkımda soruşturma bile bulunmamaktadır.

Bu sıralama ile gidilmediği takdirde, Belediye Başkanlığı yaptığım 15 yıl içerisinde İskenderun Cumhuriyet Savcılığına intikal etmiş veya etmemiş yaklaşık 25.000. vakadan beni sorumlu tutmak işten bile olmayacaktır.

Hakkımda açılmış ihale yolsuzluğu ve belgede tahribat davaları iddiası ise gülünçtür. Bu tür dava varsa bunların da belgelerle ortaya konulmasını özellikle rica etmekteyim. 15 yıl Belediye başkanlığı yaptıktan sonra yeni seçilen Başkan elinin altında olan tüm evrakları Cumhuriyet Savcılığı’na göndererek suç duyurusunda bulunmamıştır. Halen AKP iktidarı varsa tüm yolsuzluklarımı ortaya döküp hakkımda soruşturma açmamıştır. Hakkımda açılan tek dava vardır o da tüm belediyeler birliğinin birlikte karar verdiği, çöp işinin toplanma ve toplanma neticesinde enerjiye çevrilmesi ihalelerinin tek seferde yapılmasına ilişkindir ki, Sayıştay bu hususta onay vermiş ve bizi haklı bulmuştur.

Sayın Corç Basus yıllarca Belediye Meclis üyeliği yapmış bir arkadaşımızdır. Beni aday olarak istememesine saygı ile bakarım. Ancak benim “ya sev ya terk et” tümcemi Hırant Dink’in öldürülmesine bağlamasını ve bu konuda CHP Genel Merkezine yazdığını beyan ettiği mektubunda yer vermesi bu zatın ya tarih bilmediğini ya da kötü niyetli olduğunu göstermektedir. Yıllarca İskenderun menfaatine olan yaptırımları dahi salt ben başka bir partiden seçilmiş Belediye Başkanı olduğum için aksa kara diyen bu zihniyet şimdi de yine gerçekleri karalamaya çalışmaktadırlar.

Sn. Corç Basus ve onun gibi düşünen ayrımcı zihniyetle kısa bir tarih yolculuğu yapacak olursak; Rahmetli Hırant Dink’in öldürülme tarihinin 19.Ocak.2007 olduğunu göreceklerdir. Benim ise “Ya sev ya terk et” cümlesini söylediğim tarih ise bundan yaklaşık 2 yıl sonra Aralık 2008 dir. Aralık 2008 de iki polisimizin Denizciler karayolları gişesi yakınında PKK katillerince şehit edilmesi üzerine bu söz söylenmiştir. Bunu dahi karıştırmaları manidardır. Bu arada Hırant Dink’in katli ve iki polisimizin şehit edilmesini tekrar kınıyor ve kendilerini rahmetle anıyorum. Ölüler üzerinden politika yapmalarının da kendilerine bir yarar sağlamayacağını bir kez daha hatırlatıyorum.”

Mete Aslan bir din adamının öldürülmesi konusuna da değinerek, ““Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” tümcesi tarafımdan söylenmiştir. Ancak bu tümce rahip Santoro’nun öldürülmesinin haklı gösterilmesi çabası ile söylenmemiştir. Bir kişinin ve özellikle bir din adamının öldürülmesi kabul edilemez. Biz Müslümanlar olarak Allah’ın indirdiği kitaplara ve onun peygamberlerine inanç ve saygı duymaktayız. Bu nedenle benim bu olayı hoşgörü içinde düşünmem önce benim vicdanımı ve inançlarımı yıkar.

Bilindiği üzere “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” bir deyimdir. Bu deyim alakası olmayan yerlerde alakasız yapılan işler için söylenir. Katolik mezhebine ait cemaat olmayan Trabzon’da Katolik din adamının bulunmasının anlatılması için kullandığım bir deyimdir. Bu deyimin rahmetlinin öldürülmesi ile alakası bulunmamakta olup, bu cinayeti de zamanında kınamış bulunmaktayım. Buradan rahip Santoro’yu da rahmetle anıyorum” dedi.

Abdullah Çatlı ile adının anıldığına dikkat çeken Mete Aslan, “Cumhuriyet Gazetesi kaynaklı haberde benim Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı ile ilişkili olduğum yazmaktadır. Abdullah Çatlı’yı hayatımın hiçbir evresinde görmedim ve tanışmadım. Görmediğimin ve tanışmadığımın yanı sıra hiçbir şekilde, siyasi, sosyal, sosyolojik, ticari v.b. ilişkide de bulunmadım” dedi.

Mete Aslan sözlerini şöyle tamamladı:

“Son olarak, Alevi Kültür Derneklerine zorluk çıkardığıma ilişkin iddialara gelince, Belediyelerin her hangi bir STK bağışta bulunması, yer tahsis etmesi mevzuata uygun değildir. Alevi Kültür Derneği temsilcisi arkadaşlarım benden belediyeye ait arazi,arsa tahsis etmem için ricada bulundular.Mevzuata uygun olmadığını söyledim. Ben mevzuata göre Cem Evi,Cami,Kilise gibi dini mabetlere yer tahsisinde bulunamam dedim. Çıkardığımı iddia ettikleri zorluk budur. Bu arkadaşlarıma yer vermediğim gibi camiye de vermedim, kiliseye de vermedim. Çünkü, Belediye Başkanı olduğum 15 yılda hiçbir zaman yasaların arkasından dolanmadım, aksine yasaların emrettiğini uyguladım. Bununla da gurur duydum ve duymaktayım.

Bugün, kendi talebim olmamasına rağmen halen ismim çerçevesinde talepler oluyorsa ve bu da AKP dışında özellikle CHP, MHP ve diğer partililer tarafından yani halk tarafından yüksek olarak seslendiriliyorsa bu benim için tarihe yazacağım ve gelecek nesile miras olarak bırakacağım bir şeref madalyasıdır.”

 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir